DİSK BALIKESİEDEN SESİNİ YÜKSELTTİ SEÇİMDEN ÖNCE KADRO İSTİYORUZ
- DİSK/Genel-İş Balıkesir Şube Başkanı Hüseyin Ovalı;
“Belediye şirket işçilerine seçimden önce kadro istiyoruz”
DİSK/Genel-İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Hüseyin Ovalı, yaptığı basın
açıklamasında “Belediye Şirket İşçilerine 2023 seçimlerinden önce kadro
verilmelidir” dedi.
DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Hüseyin Ovalı, Ali Hikmet
Paşa Meydanı’nda basın açıklamasında “Belediye Şirket İşçilerine Kadro hakkı
ertelenebilecek ya da seçimlerden sonraya bırakılabilecek bir konu değildir.
Sendikamız Belediye Şirket işçileri ile birlikte bu meseleyi esaslı olarak takip
etmekte hükümetten bu konuda bir sonuca gitmelerini istemektedir. Buradan
tekrar ediyorum Anamızın Ak sütü gibi helal olan kadro hakkımızı 2023
seçimlerinden önce istiyoruz” dedi.
DİSK/Genel-İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Hüseyin Ovalı “basın
açıklamasında şöyle dedi;
AYAĞA KALDIRACAK BİR TEK GÜÇ İŞÇİLER VE EMEKÇİLERDEDİR.
“Adına kapitalizm denilen bu düzen gün geçmesin ki dünya da yeni bir
ekonomik kriz yaratmasın, gün geçmesin ki yoksulluğu arttırmasın. Gün
geçmesin ki tencerede ki aş, sofrada ki ekmek azalmasın.
Daha önce de bu meydan haykırmıştık… Bu gün hep birlikte yine bu meydandan
bir kez daha haykırıyoruz.
Dünyamız; adına kapitalizm denilen bu düzenin tükendiğini, iflas ettiğini
haykırmaktadır. Neo liberal politikalar zenginleri daha zengin etmiş, yoksulları,
dar gelirlileri, bağımlı çalışanları ise açlık ve sefalete mahkûm etmiştir. Bu
çürümüş düzen sadece ve sadece patronları çok, daha çok zengin yapmanın
düzeni olmaktadır.
Evet, kapitalizm işçiyi ve emekçiyi tüketirken kendini de tüketmiştir. Bu
ekonomik düzen içeresinde Dünyayı yeniden ayağa kaldıracak bir tek güç vardır
ki o da biz işçiler ve emekçilerdedir. Bizler gücünü üretimden alanlar bu gün bu
meydanlardan haykırıyoruz.
ANAMIZIN AK SÜTÜ GİBİ HELAL OLAN KADRO HAKKIMIZI İSTİYORUZ.
24.12.2017 tarihinde yayımlanan 696 sayılı KHK ile kamuda personel
çalıştırılmasına dayalı ihale usulü sona erdirilmiş ve daha önce taşeronda çalışan
yaklaşık 560 bin belediye şirket işçisine ayrımcılık yapılmış ve bu işçiler
belediyelerde ki kamu işçiliği yerine belediye şirketlerine aktarılmıştır. Bunun
doğrudan bir sonucu vardır. Belediye şirketlerine aktarılan işçiler 52 günlük
ilave tediye haklarından mahrum kalmıştır. Belediye şirket işçilerine doğrudan,
ayrımsız, tamamına kadro talebimizi bu meydandan bir kez daha yineliyoruz.
Belediyelerde Şirket işçiliği değil, Anamızın Ak sütü gibi helal olan kadro
hakkımızı istiyoruz.
Bir an evvel arkadaşlarımızın kadro hakkı verilmeli bu arkadaşlarımızda diğer
kamu işçileri gibi 657 ye 4-d ye kadro tahsislerini yapılmalıdır.
BELEDİYE İŞÇİSİ KAMU İŞÇİSİDİR
Belediye işçileri bugün birçok açıdan ayrımcılıkla karşı karşıyadır. Siyasal iktidar
tarafından çalışanlara yönelik yapılan ya da yapılması planlanan kısmi
düzenlemelerle belediye işçilerinin adı bile ne yazık ki geçmiyor. Kamu işçileri ve
kamu çalışanlarına yönelik yapılan düzenlemelerden belediye işçileri
yararlanamıyor ve düzenlemelerin dışında tutuluyor. Kamu hizmetleri bir bütün
olup merkezi ya da yerel ayrımı olmaksızın kamu çalışanları (işçi/memur) eliyle
yürütülür. kamu çalışanlarının –işçi ya da memur ayrımı yapmaksızın –merkezi
ya da yerel hakları iyileşecekse toplu olarak iyileştirilmelidir. Yapılan ya da
yapılacak düzenlemeler Belediyelerin keyfiyetine bırakılmamalıdır. Bu
durumdan hem hükümet hem de belediyeler sorumludur.
BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİNE İLAVE TEDİYE HAKKI DERHAL TANINMALIDIR
Evet; Çalışma hayatı açısından eksiklikleri de olsa bazı önemli emek konularında
çeşitli çalışmalar yapıldığını Sosyal medya üzerinden izliyoruz. Bu yasal
düzenlemeler içeresinde Belediye Şirket İşçilerine Kadro hakkı muhakkak yerini
almalıdır. Belediye Şirket İşçilerine Kadro hakkı ertelenebilecek ya da
seçimlerden sonraya bırakılabilecek bir konu değildir. Sendikamız Belediye
Şirket işçileri ile birlikte bu meseleyi esaslı olarak takip etmekte hükümetten bu



konuda bir sonuca gitmelerini istemektedir. Buradan tekrar ediyorum Anamızın
Ak sütü gibi helal olan kadro hakkımızı 2023 seçimlerinden önce istiyoruz.
VERGİDE ADALET İSTİYORUZ
Diğer bir önemli konuda vergi adaletsizliğinin işçiler ve emekçiler üzerindeki
yüküdür. Türkiye’de vergi adaletsizliği her geçen gün derinleşiyor. İşçilerin
altında kaldıkları vergi yükü ve gelir dağılımı adaletsizdir. Zengin ve varlıklı rant
çevreleri daha az vergi öderken, toplumun diğer kesimleri daha çok vergi
ödüyor. Bu oran, gelişmiş ülkelerde ise tam tersidir.
Bunun doğrudan bir sonucu olarak, ülkemizde bordrolu çalışan kesimin aylık
ücretleri, verginin yılsonuna doğru, yükselerek, vergi dilimlerine göre artması
sebebiyle yılın ikinci yarısında ücretler sürekli düşmektedir. Ayrıca, Maalesef
böyle bir şey olmadığı gibi, yılın ilk aylarındaki ödemelerimize kıyasla yılın son
aylarında ödediğimiz elektrik, su, gaz parası güncellemeler gibi sebeplerle
artıyor, gelirimiz vergi nedeniyle düşüyor. Bu durum çalışan sınıf için yıldan yıla
ekonomik açıdan ağırlaşan bir hal almaktadır.
Bizler her ay ayni ücreti, maaşı kazananlar için Adaletli bir vergi sisteminde
olması gereken temel ilke “az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi
alınması”dır. Son 10 yıllık süreçte toplanan vergilerin yüzde 92’sini ücretliler
ödemiştir. Buna karşın bütçeden yapılan harcamalar sermaye sınıfına dönüktür.
Emekçiler bütçeden eğitim, sağlık, ulaşım gibi hizmetleri ucuz ve nitelikli olarak
alamamaktadır.
YOKSULLUK SINIRININ ÜZERİNDE BİR ÜCRET VERİLMELİDİR.
Ayrıca Asgari Ücret düzenlemesiyle ilgili olarak konfedarasyonumuzun
açıklaması ortada durmaktadır. Ülkemizde asgari ücret insan onuruna yakışır bir
şekilde yaşayacak bir ücret olmalıdır. Bu çerçevede yaygın çalışma ücreti olacak
bir ücret değil ama çalışanlara yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret verilmelidir.
VERGİ ADALETİ ŞART!
Emek üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Vergi adaleti sağlanmalıdır.
Çok kazanandan çok az kazanandan az vergi alınan; karın-rantın-faizin
vergilendirilmesine dayanan bir vergi sistemi kurulmalıdır.
İşçi sınıfı olarak; Baharı da Getireceğiz, Umudu da Yeşerteceğiz.
İşçi sağlığı açısından Uzun çalışma süreleri bir an önce düşürülmelidir. Bu gün
batı ülkelerinde, İtalya, Fransa, Almanya gibi ülkelerde emek sınıfının sağlığı ve
performansı açasından haftalık 35 saat çalışma süresi tartışılırken,
Danimarka’da, Norveç’te işçi sağlığı açısından 32 saatlik çalışma süresi
tartışmaya açılmıştır. Ülkemizde çalışma süreleri de kanunla 35 saate
düşürülmelidir. Emeklilikte yaş sınırı olan tüm ülkelerde haftalık çalışma süreleri
emekçilerin sağlığı açısından 35 saat etrafındadır. Ayrıca pandemi sürecinde
Hep birlikte yaşadık ki, haftalık 30-32 saat çalışma süresinden fazla bir haftalık
çalışma süresine gerek olmadığı anlaşıldı. Talebimizdir; Haftalık çalışma süresi
düşürülerek kanunlaşmalıdır.
İşçilerin talebi, emekçilerin, halkın ve toplumun ihtiyaçlarını önceleyen eşitlikçi,
demokratik, kamucu ve sosyal adalet ilkelerine dayanan yeni bir toplumsal
düzendir.
Basın açıklamamıza son verirken Pandemi ile birlikte yaşadığımız, Bütün bu
gerçekliklerin gözü önünde ülkemizde işçi sınıfına önderlik eden başta Abdullah
Baştürk ile Kemal Türkler’i ve direnişlerde ve mücadelede yitirdiğimiz tüm
yoldaşlarımızı saygıyla anıyoruz”

